19 Haziran 2024 05:19

Sahte gıda ürünlerinin sağlık üzerindeki olumsuz etkileri Kıbrıs’ta ele alındı

KKTC- Yakın Doğu Üniversitesi, Dünya Gıda Güvenliği Günü’nde düzenlediği “Gıdalarda Taklit ve Tağşiş” etkinliği ile sahte gıda ürünleri ile mücadele yöntemleri ele alındı.

Yakın Doğu Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü’nün 7 Haziran Dünya Gıda Güvenliği Günü’nde düzenlediği “Gıdalarda Taklit ve Tağşiş” etkinliğinde sahte gıda ürünlerinin sağlık üzerindeki olumsuz etkileri ele alındı.

Tarım Dairesi Müdürü Ercan Akerzurumlu, Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Beste Ōymen ile çok sayıda öğretim üyesi, araştırmacı ve öğrencinin katıldığı etkinlikte; sahte gıda ürünlerinin sağlık üzerindeki etkileri, bu ürünlerin tespit edilmesi için kullanılan yöntemler, gıda endüstrisinde kalite kontrolünün önemi, yasal düzenlemeler ve denetim süreçleri gibi konular tartışıldı. Ayrıca, tüketicilerin güvenli gıda seçimleri yapabilmesi için ipuçları ve gıda endüstrisi ile tüketiciler arasındaki güvenin sağlanması konuları da masaya yatırıldı.

Yakın Doğu Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Özge Özden ve Tarım Dairesi Müdürü Ercan Akerzurumlu’nun açılış konuşmalarını ardından, Yakın Doğu Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. Nevzat Artık ve Dr. Şebnem Güler ile Adana Zeytin Üretim ve Pazarlama Kooperatifi (ZEYKOOP) Başkanı Dr. Mehmet Güler birer sunum yaptı. Soru-cevap bölümüyle sona eren etkinlikte, sunum yapan akademisyenlere teşekkür belgesi ve koza işi takdim edildi.

Sahtekarlığın en yaygın olduğu ürünler: Zeytinyağı, süt, bal, safran, balık ve kahve

Yakın Doğu Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Nevzat Artık, dünya çapında her yıl 700 milyon insanın, kirlenmiş gıdalardan kaynaklanan 200’ün üzerindeki hastalıktan etkilendiğini söyleyerek, bu vakaların yüzde 40’ının ise beş yaş altı çocuklardan oluştuğunu vurguladı.

Gıda güvenliğinde yasal denetimlerin gerekliliğine vurgu yapan Prof. Dr. Nevzat Artık, “Hukuki sorumluluk ve tüketicinin bilinçlendirilmesi ile birlikte, tağşiş ve takliti önleminin en etkin yolu, gıda endüstrisindeki işverenlerin ve sorumlu yöneticilerin; eğitimli, bilinçli ve vicdani sorumluluğa sahip kişiler olmasıdır” dedi.

AB Gıda Sahtekarlık Ağı’nın verilerine göre gıda sahtekarlığında yüzde 47 ile yanlış-yanıltıcı etiketlemenin ilk sırada yer aldığını söyleyen Prof. Dr. Nevzat Artık, “İkame ürün kullanılması, seyreltme, ürün ilavesi yada çıkarılması ise yüzde 20 ile en sık başvurulan hileler arasında yer alıyor. Eksik, hatalı ya da değiştirilmiş raporlama ile fikri mülkiyet hakkı ihlalleri ise gıda sahtekarlığında yüzde 17 paya sahip” dedi.

Adana Zeytin Üretim ve Pazarlama Kooperatifi (ZEYKOOP) Başkanı Dr. Mehmet Güler ise zeytinin ana vatanının Doğu Akdeniz olduğunu vurgulayarak dünya genelindeki 20 milyon ton zeytin üretiminin yüzde 98’inin de Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerde gerçekleştirildiğini söyledi. 2023’te Türkiye’de yaklaşık 1,7 milyon ton zeytin üretimi yapılırken 216 bin ton zeytinyağı üretildiğini hatırlatan Güler, “Özellikle küçük ve orta ölçekli üreticilerde bilgi ve teknoloji eksikliğini, zeytin ve zeytinyağı üretiminde maliyetleri yükseltiyor” dedi.

2023’ten itibaren Avrupa Birliği’nde zeytin ve zeytinyağı için HACCP güvenlik sertifikasyonunun zorunlu hale getirildiğini vurgulayan Dr. Mehmet Güler, “Global pazarda rekabet edebilir duruma gelebilmesi için tüm gıda sektörleri gibi sofralık zeytin sektöründe de HACCP sisteminin uygulanması kaçınılmaz olmuştur” dedi.

Yakın Doğu Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Dr. Şebnem Güler ise taklit ve tağşişin en yaygın olduğu ürünlerin başında yüzde 24 ile zeytinyağının geldiğini söyledi. Zeytinyağını ise süt, bal, safran, balık ve kahvenin takip ettiğini vurguladı.

Naturel zeytinyağına; kolza, ayçiçeği, soya, pamuk, mısır, yer fıstığı, hardal, susam, haşhaş gibi bitkisel rafine karışım yağları, fındık yağı, avokado yağı gibi farklı bitki kaynaklı yağlar eklenmesinin en yaygın tağşiş örneklerinden olduğunu söyleyen Dr. Şebnem Güler, özellikle riviera tipi yağların ve yemeklik rafine pirina yağlarının natürel zeytinyağı adı altında piyasaya sürülmesinin de ciddi bir sorun olduğunu söyledi.

Ercan Akerzurumlu: “Gıda da taklit ve tağşişin kabul edilebilir bir durum değil!”

Gıdalarda taklit ve tağşişin hayati bir sorun olduğunu belirten Tarım Dairesi Müdürü Ercan Akerzurumlu, “Bununla mücadelede bilimsel iş birliklerinin ne kadar önemli olduğunun farkındayız” dedi.

Gıdalarda taklit olayının, gıda maddesinin kendisinde olmayan özelliklere sahipmiş gibi gösterilmesi durumu olduğunu belirten Ercan Akerzurumlu, meyve şurubunun üzüm pekmezi olarak satılmasının bu örneklerden biri olduğunu söyledi. Akerzurumlu, gıda tağşişin ise gıdanın doğal içeriğine yabancı veya daha ucuz bir madde eklenmesi olarak tanımlanabileceğini, zeytinyağı ve balın en sık tağşiş edilen gıdaların başında geldiğini ifade etti.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin zeytin ve zeytinyağı üretimi ile ilgili bilgi veren Ercan Akerzurumlu, “Adamıza baktığımızda, zeytin ağaçlarının doğal alanlarda bulunduğunu görüyoruz. Yaklaşık 600 bin civarında zeytin ağacımız ve 11 bin dönüm zeytinlik alanımız var. Zeytin, Kıbrıs kültürünün ayrılmaz bir parçasıdır ve bu konuda aktif olarak çalışan yaklaşık 2,200 üreticimiz bulunuyor. Yıllık olarak 10-15 bin ton aralığında zeytin elde ediyor ve 1,500 ton civarında zeytinyağı üretiyoruz” ifadelerini kullandı.

Yaptıkları denetimlerde farklı bölgelerden topladıkları 70 numuneden 20’sinin tağşişli olduğunu tespit ettiklerini söyleyen Akerzurumlu, “Haksız kazanç elde eden ve insan sağlığına zarar veren üreticilere cezai işlem uyguladık” dedi. Şu anda yapılan analizlerin Ankara Gıda Kontrol Laboratuvar Müdürlüğü’ne gönderildiğini belirten Ercan Akerzurumlu, “Tüm bu analizleri kendi ülkemizde yapmak için de çalışmalara başladık. İlerleyen günlerde bunu da başaracağız” dedi.

Prof. Dr. Özge Özden: “Gıda güvenliği ve sürdürülebilir tarım uygulamalarını eğitim faaliyetlerimizin merkezine alırken, toplumsal bilince de katkı koymaya devam edeceğiz.”

Açılış konuşmasında gıda güvenliğinin sadece sağlıklı bir yaşam için değil, toplumların ekonomik ve sosyal refahı için de hayati bir öneme sahip olduğunu ifade eden Yakın Doğu Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Özge Özden, her yıl dünya çapında 10 kişiden birinin kontamine gıdalardan dolayı hastalandığını belirtti.

Bakteri, virüs, parazit veya ağır metaller ile kirlenmiş yiyecekler sonucu ortaya çıkan gıda kaynaklı hastalıkların sayısının 200’ü bulduğunu söyleyen Prof. Dr. Özden, kaliteli ve güvenli gıdaya erişimin gün geçtikçe zorlaştığını ifade etti. Prof. Dr. Özge Özden; “KKTC’nin tek Gıda Mühendisliği Bölümü’nü bünyesinde barındıran Yakın Doğu Üniversitesi Ziraat Fakültesi olarak; gıda güvenliği ve sürdürülebilir tarım uygulamalarını eğitim faaliyetlerimizin merkezine alırken, diğer yandan da halka açık şekilde düzenlenen etkinliklerle toplumsal bilince de katkı koymaya devam ediyoruz” dedi.

Yorum Yaz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

- REKLAM -
Son Eklenen Haberler
Diğer Haberler