Haliç Üniversitesi’nde Kadın ve Kültür Odaklı Disiplinlerarası Sempozyum Düzenlendi

Haliç Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi tarafından düzenlenen 2. Disiplinlerarası Kadın Araştırmaları Sempozyumu, bu yıl kadın ve kültür temasıyla gerçekleştirildi.

Sempozyumda Kadının Kültürel Mirasındaki Rolü Tartışıldı

İki gün süren etkinlikte akademisyenler ve öğrenciler, kadınların kültürel mirasın oluşumu, aktarımı ve dönüşümündeki etkilerini farklı disiplinler perspektifinden ele aldı. Edebiyat, sosyoloji, tarih, medya ve kültürel çalışmalar alanlarından katılımcılar, kadın ve kültür ilişkisini kapsamlı bildirilerle değerlendirdi.

Akademik Sunumlar ve Temel Vurgular

Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden Prof. Dr. Mine Özyurt Kılıç, “Kadın Yazınında Miras ve Dönüşüm” başlıklı sunumuyla kadın edebiyatının tarihsel süreçteki sürekliliği ve değişimini irdeledi.

Haliç Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Rahmet Savaş, açılış konuşmasında kültürün yalnızca sanat eserlerinden ibaret olmadığını; toplumsal değerler, normlar ve yaşam biçimlerini kapsayan kolektif bir hafıza olduğunu vurguladı. Savaş, kadınların tarih boyunca kültürel bilginin hem taşıyıcısı hem de üreticisi olarak önemli bir rol üstlendiğinin altını çizdi.

Savaş ayrıca, Anadolu kültüründe yer alan “eli belinde” motifinin kadının üretkenliğine ve yaşam kurucu rolüne işaret ettiğini; Bacıyan-ı Rum Teşkilatı ve Yörük kültüründeki “mor cepken” geleneğinin ise kadınların toplumsal örgütlenme ve dayanışmadaki yerini gösterdiğini belirtti. Kadın çalışmalarının kültürel mirasın görünür kılınmasına katkı sağladığını da ekledi.

Gündelik Hayatta Eşitlik ve Kadın Dayanışması

Haliç Üniversitesi İngilizce Mütercim Tercümanlık Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Özlem Gülen, kadınların kültürleri yalnızca aktarmakla kalmayıp, aynı zamanda dönüştüren bir güç olduğuna dikkat çekti. Gülen, kültürler arası etkileşimin de kadın dayanışması ile daha da güçlendiğini ifade etti.

Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Dr. Bengü Vahapoğlu ise kadın çalışmalarının, gündelik hayatta karşılaşılan eşitsizlikleri anlamlandırma amacıyla ortaya çıktığını belirtti. “Kültür yalnızca sanat ve geleneklerden değil, aynı zamanda davranış kalıpları, beklentiler ve gündelik kabullerden oluşuyor” diyen Vahapoğlu, feminist hareketin bilinç yükseltme pratiğiyle bireysel deneyim ve toplumsal yapılar arasındaki bağı görünür hale getirdiğini vurguladı.

Bu yıl daha geniş katılımla ve paralel oturumlarla gerçekleştirilen sempozyum, kadının toplumsal ve kültürel alandaki çok yönlü rolünü öne çıkardı.

Kaynak: AA İş Dünyası

- REKLAM -
Son Eklenen Haberler
Diğer Haberler